ForumTutkusu.Com - Forum Tutkunlarının Tek Adresi  
Geri git   ForumTutkusu.Com - Forum Tutkunlarının Tek Adresi >
ForumTutkusu Aşk - Sevgi - Dostluk Forumları
> Şiirler Forumu

Günün Şiiri

Şiirler Forumu

Konu Bilgileri
Konu Basligi
Günün Şiiri
Konudaki Cevap Sayisi
31
Suan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayisi
1640

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu Oluştur  Cevapla
 
Paylas LinkBack Seçenekler Stil
Eski 25 Şubat 2014, 19:29   #1
 
Painfully Kullanıcısının Avatarı

 
Giriş Tarihi:25 Şubat 2014
Şehir: İzale-i Aşk.
Mesajlar: 50,107
Konular: 10386
Cinsiyet:
Ruh Halim : : Ruhsuz
Aldığınız Beğeni: 25935
Beğendikleriniz: 27427
Durumu: Painfully Şuan Çevrimdışı

Arrow Günün Şiiri

Günün Şiiri

İtirafımdır!

Ben aslında,
çok büyük yalanlar söylerim, gücümün yettiğince.
sevmiştim derim.
aşıktım derim.
gözleri olmadan yaşayamam derim.
ellerimde büyüttüm ruhunu,
elleriyle parçaladı gururumu derim.
yalan söylüyorum derim!
inanmayın bana.
ben aslında,
en çok gerçeklere saklarım kendimi
ve bütün gerçeklere yalan derim!
ben aslında,
terk edilmeleri çok severim.
izi kalır gidenin yüreğin karlı köşelerinde.
anarsın,
söversin belki ama anarsın mutlaka.
izlerin silinmesi için erimesini beklersin karların -da çok beklersin.-
gideni sevmenin acizliğinde dualar edersin.
gün gelir, Tanrı'ya da küsersin.
ben aslında,
en çok görmeyi bilmeyen insanlarla eğlenirim.
bakarlar, görmezler.
ihtişamını severler ama intiharına aldırmazlar.
işte o insanlar,
bütün boşlukları doldururlar kendi boşluklarıyla.
o insanlar,
seni sana anlatırlar.
o insanlar ki zaten yoktular!
ben aslında,
yalnızlığın en kalabalık haliyle sevişirim.
değmese de tenim bir varlığa,
sevişebildiğime şükrederim!
masumiyeti atarım koynumdan, ihaneti beslerim.
aşkın en gaddar halini elimin tersiyle itip,
tüm tecavüzcülere küfrederim!
ben öyle bir sevişirim ki,
idam edilir tüm gelgitlerim!
ben aslında
tam da bu gece seni öldürmeliydim!
hazır terk etmişken bütün yaşlar gözlerimi,
sağır bir kurşun gibi duymadan kalbin sesini
orta yerinden delip geçmeliydim yüreğinin kimsesizliğini!
ben aslında,
aslını inkar eden gözleri çıkarmalıydım yuvalarından.
kanlarıyla yıkamalıydım bebeklerini,
annelerin ahını alıp, *** etmeliydim duyguları
ve henüz hamile kalmış bir ergen gibi kusmalıydım kinimi!
itirafımdır!
ben aslından çok uzak bir bencili canlandırıyorum şimdi.
geçmişi unutturmayan gelecekle inatlaşıyorum,
ve kahretsin,
her seferinde seni daha çok seviyorum!
sevgilim!
şimdi git,
dönüşün olacaksa şayet,
beni yok etmeden olsun!


Merve Ceylan


Asrevya, DarkSoul ve Lethia bunu beğendiler.
 
Alıntı ile Cevapla
Eski 12 Mart 2014, 23:30   #2
 
OnePage Kullanıcısının Avatarı

 
Giriş Tarihi:07 Mart 2014
Şehir: Samanyolunda bi yerde
Mesajlar: 1,412
Konular: 611
Ruh Halim : : Depresyonda
Aldığınız Beğeni: 660
Beğendikleriniz: 1078
Durumu: OnePage Şuan Çevrimdışı

love

Belki Yine Gelirim

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler.

Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
Tükürsek cinayet sayılıyor artık
Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların

Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense
Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
Ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
Okuduğum bütün kitaplar paramparça
Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
Bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
Sarmaşık aydınlar, arabesk hüzünler
Bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
Ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
Kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
Biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
Ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
Dizginlerini koparan bir at sanki bu
Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar
Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez
Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü
İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün...

Ahmet Telli



To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 signatures.


To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 signatures.
 
Alıntı ile Cevapla
Eski 29 Mart 2014, 19:10   #3
 
Painfully Kullanıcısının Avatarı

 
Giriş Tarihi:25 Şubat 2014
Şehir: İzale-i Aşk.
Mesajlar: 50,107
Konular: 10386
Cinsiyet:
Ruh Halim : : Ruhsuz
Aldığınız Beğeni: 25935
Beğendikleriniz: 27427
Durumu: Painfully Şuan Çevrimdışı

Varsayılan

Bir gece habersiz gel,
Merdivenler gıcırdamasın.
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın.
Sabahlara kadar oturup konuşalım,
Kimse duymasın.
Mavi bir gökyüzümüz olsun
Kanatlarımız dokunarak uçalım..
İnsanlardan buz gibi soğudum,
işte yalnız sen varsın.
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın..

Cahit Külebi

Surly, DarkSoul ve beyaz bunu beğendiler.


To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 signatures.

Babam, yollar beni sana getirmiyor.
Kara toprak geri vermiyor.
 
Alıntı ile Cevapla
Eski 01 Nisan 2014, 02:35   #4
 
Surly Kullanıcısının Avatarı

 
Giriş Tarihi:25 Şubat 2014
Şehir: Kıbrıs
Mesajlar: 68,392
Konular: 12437
Cinsiyet:
Ruh Halim : : Kabadayi
Aldığınız Beğeni: 24568
Beğendikleriniz: 24759
Durumu: Surly  Şuan Çevrimiçi

Varsayılan

Kimsede görmediğim bir şiir
yüzü al ve akşamı aşıyor
Eski bir tanrı gibi kendi dininde
Uzun süren bir dönemi düşlüyor olmalı
İçindeki bir içkinin sıcaklığında
Suskunluğu bir başkaldırı olmalı
Elleri ayakları sinemalara bulaşmış
Romanlara bulaşmış
Genel helalara bulaşmış
Dağları iyi bilmediğinden
Denizleri anımsamış olmalı
Gözleri o yüzden çırpıntılı

Kara başlıklı geçmiş,
Sonsuz gelecek
Şimdi burda vakit gece ya
Bir yerlerde ey gözleri maden
Gündüz olmalı
Taşın içinde bir gündüz
Demirin,, ağacın.

Turgut Uyar
YKY Yayınları

Asrevya ve DarkSoul bunu beğendiler.


To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 signatures.

Yaralar derin, seneler kadar..
 
Alıntı ile Cevapla
Eski 02 Nisan 2014, 05:10   #5
 
Painfully Kullanıcısının Avatarı

 
Giriş Tarihi:25 Şubat 2014
Şehir: İzale-i Aşk.
Mesajlar: 50,107
Konular: 10386
Cinsiyet:
Ruh Halim : : Ruhsuz
Aldığınız Beğeni: 25935
Beğendikleriniz: 27427
Durumu: Painfully Şuan Çevrimdışı

Varsayılan

Bak sen ne yap biliyor musun?
Hiç arkana bakmadan git.
Hiç bakma ama.
Bakarsan hatırlarım.
Hatırlarsam ağlarım.
Üzülmek istemiyorum artık.
Üzme beni ve git.
Bir şey söylemene de gerek yok.
Sadece git.
İlla söylemek istiyorsan..
“Seni hiç sevmemiştim” de.
Bir umudum kalmaz en azından.
Öyle bir git ki bir daha dönme.
Demeyeyim “elbet dönecek” diye.
Bahsetmeyeyim senden.
Öyle bir git ki nefret edeyim.
Çıkmasın adın dudaklarımdan.
Kokun gelmesin burnuma.
Sen sadece git.
Bir daha da geri döneceğin umudunu verme.
Yalnızca git.

Asrevya, DarkSoul ve beyaz bunu beğendiler.


To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 signatures.

Babam, yollar beni sana getirmiyor.
Kara toprak geri vermiyor.
 
Alıntı ile Cevapla
Eski 06 Mayıs 2014, 22:40   #6
Bağımlı Üye
Bayan
 
Giriş Tarihi:08 Nisan 2014
Şehir: Mizan
Mesajlar: 18,123
Konular: 7258
Cinsiyet:
Ruh Halim : : Arastirmaci
Aldığınız Beğeni: 7194
Beğendikleriniz: 14062
Durumu: Asrevya Şuan Çevrimdışı

Varsayılan



Yalnız Bir Opera

Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim

İmrendiğin, öfkelendiğin
kızdığın ya da kıskandığın diyelim
yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu.
Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun,
biraz daha fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim...

Başlangıçta doğruydu belki.
Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,
gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan ,
benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi,
Terk ettin!


Yaz başıydı gittiğinde. Ardından, senin için üç lirik parça
yazmaya karar vermiştim. Kimsesiz bir yazdı. Yoktun. Kimsesizdim.
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim durdum.
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.


Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
çerçevesine sığmayan
munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu


Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi geçmişti Mayıs.
Seni bir şiire düşündükçe kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi
uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma.
Önceki şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük usulca düşüyordu bir kağıt aklığına, belki de ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.

Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha. Aşk mıydı,
değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? "Eylül'de aynı yerde ve
aynı insan olmamı isteyen" notunu buldum kapımda. Altına saat: 16.00
diye yazmıştın, ve saat 16.04'tü onu bulduğumda.

''Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran
Zaman'ı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını''


Gittin... Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı. Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay, alıp götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik
kalmıştı.
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış
arkadaşlığımıza. Adımlarımız tutuk, yüreğimiz çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakışıyorduk.
Sanki ufacık bir şey olsa birbirimizden kaçacaktık.

Fotoromansız, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle ilerledik birbirimize.
Gittin...
şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza.
Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.


Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?

Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş çocukları
gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir dünyada bir
şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen çocuklar gibi.
Artık hiçbir duygusunu anlamayan çocuklar gibi
Ve elbet biz de bu aşkla büyüyecek
Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz

Kış başlıyor sevgilim
hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
oysa yapacak ne çok şey vardı
ve ne kadar az zaman
kış başlıyor sevgilim
iyi bak kendine
gözlerindeki usul şefkati
teslim etme kimseye, hiçbir şeye
upuzun bir kış başlıyor sevgilim
ayrılığımızın kışı başlıyor
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.


Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, yazıya oturup sonu
gelmeyen cümleler kurmak, camdan dışarı bakıp puslu şarkılar mırıldanmak...

Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
içinizdeki ıssızlığı doldurmaz hiçbir oyun
para etmez kendinizi avutmak için bulduğunuz numaralar
Bir aşkı yaşatan ayrıntıları nereye saklayacağınızı bilemezsiniz
çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığınız anlar, eşyalar
gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız alışkanlıklar
korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de; bakamazsınız aynalara,
çağrışımlarla ödeşemezsiniz
dışarıda hayat düşmandır size
içeride odalara sığamazken siz, kendiniz
Bir ayrılığın ilk günleridir daha
Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkla

Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup
kulak verdiğiniz saatin tiktakları
kaplar tekin olmayan göğünüzü
geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç
suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar tehlikesiz
bakınıp dururken duvarlara
boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir çiçek, unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi, hani, unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin dünyasında kendime bir yer bulsam, dediğimiz zamanlar gibi
kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya zorlandığımız anlar
gibi
yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutukluluk haline, bir trafik
kazasına, başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye çekilmeye, ameliyata
alınmaya
kendimizi hazırlar gibi
yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün benliğimizi
ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya çalışırken,
ve kazanmış görünürken derinliğimizi
Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız belleğimizde
bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı anlar
o tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar

denemeseniz de, bilirsiniz
hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar

Bana Zamandan söz ediyorlar
Gelip size Zamandan söz ederler
Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir ise yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler. Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler,
öyle düşünürler.
Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, yüreğinizin unuttuğunuz yerleriyle yeniden
karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir bunlarla baş etmek,
uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır.
Zaman
Alır sizden bunların yükünü
O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar diner, acılar
dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark edilir. Bir
yerlerden
bulunup yeni mutluluklar edinilir.
O boşluk doldu sanırsınız
Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir

gün gelir bir gün
başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide
o eski ağrı
ansızın geri teper.
Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten
Bitmişsinizdir.

Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır, anlamları
önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini
kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.

Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
Her şeye iyi gelen Zaman sizi kanatır


Ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
günlerin dökümünü yap
benim senden, senin benden habersiz alıp verdiklerini
kim bilebilir ikimizden başka?
sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış
bir ilişkiyi, duyguların birliğini, bir aşkı beraberlik haline getiren
kendiliğindenliği
yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi
bir düşün
emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya
şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor orada
ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
Bunlar da bir ise yaramadıysa
Demek yangında kurtarılacak hiçbir şey kalmamış aramızda

Bu şiire başladığımda nerde,
şimdi nerdeyim?
solgun yollardan geçtim. Bakışımlı mevsimlerden
ikindi yağmurlarını bekleyen
yaz sonu hüzünlerinden
gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim
geçti her çağın bitki örtüsünden
oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından
bakarken dünyaya
yangınlarda bayındır kentler gibiyim:
çiçek adlarını ezberlemekten geldim
eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların
unuttuklarını hatırlamaktan
uzak uzak yolları tarif etmekten
haydutluktan ve melankoliden
giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden
Duyarlığın gece mekteplerinden geldim
Bütünlemeli çocuklarla geçti
gençliğimin rüzgara verdiğim yılları
dokunmaların ve iç dökmelerin vaktinden geldim.

Bu şiire başladığımda nerde,
şimdi nerdeyim?
Yaram vardı... Bir de sözcükler
sonra vaat edilmiş topraklar gibi
sayfalar ve günler
ışık istiyordu yalnızlığım
Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı biliyordum
İlerledikçe...
Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde
Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü
daha şiir bitmeden. Karardı dizeler.
Aşk... Bitti. Soldu şiir.
Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden

Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım
Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde
Aşk yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece
uyudum, hiç uyanmadım.
barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim
her adımda boynumdan bir fular düşüyordu
el kadar gökyüzü mendil kadar ufuk
birlikte çıkılan yolların yazgısıdır:
eksiliyorduk..
mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
her otelde biraz eksilip, biraz artarak
yani çoğalarak
tahvil ve senetlerini intiharla değiştirenlerin
birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında
ağır ve acı tanıklıklardan
geçerek geldim. Terli ve kirliydim.
Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum
maskeler ve çiçekler biriktiriyordu
linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de...
korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları
ve açık hayatları seviyordu.
Buraya gelirken
uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim
atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri
ödünç almadım hiç kimseden hiçbir şeyi
çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için
panayır yerleri... panayır yerleri...
ölü kelebekler... ölü kelebekler...
sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri seyrettim.
Adım onların adının yanına yazılmasın diye
acı çekecek yerlerimi yok etmeden
acıyla baş etmeyi öğrendim.
Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?

ipek yollarında kuzey yıldızı
aşkın kuzey yıldızı
sanırsın durduğun yerde
ya da yol üstündedir
oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar
ölü yanardağlar, ölü yıldızlar
ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı

AŞKIN BİR YOLU VARDIR
HER YAŞTA BAŞKA TÜRLÜ GEÇİLEN
AŞKIN BİR YOLU VARDIR
HER YAŞTA BİRAZ GECİKİLEN
gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler
gözlerim
aşkın kuzey yıldızıdır bu
yazları daha iyi görülen
Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler
ilerlerim
zamanla anlarsın bu bir yanılsama
ölü şairlerin imgelerinden kalma
Sen de değilsin. O da değil
Kuzey yıldızı daha uzakta
yeniden yollara düşerler
düşerim
bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda
ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin ortasında
Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler
yaşamsa yerli yerinde
yerli yerinde her şey

şimdi her şey doludizgin ve çoğul
şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi
şimdi her şey yeniden
yüreğim, o eski aşk kalesi
yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden


Dönüp ardıma bakıyorum
Yoksun sen
Ey sanat! Her şeyi hayata dönüştüren



Murathan MUNGAN


beyaz bunu beğendi.
 
Alıntı ile Cevapla
Eski 07 Mayıs 2014, 19:26   #7
Duydum ki unutmuşsun;
gözlerimin rengini..
 
Ofelya Kullanıcısının Avatarı

 
Giriş Tarihi:13 Nisan 2014
Şehir: Şarkınım.
Mesajlar: 279
Konular: 4
Cinsiyet:
Ruh Halim : : Aptal
Aldığınız Beğeni: 204
Beğendikleriniz: 68
Durumu: Ofelya Şuan Çevrimdışı

Varsayılan

Ve kadın..
ışığıyla, neşesiyle ,
kahkahasıyla başınızı döndürebiliyorsa..
gözleri gözlerinizi okuyorsa..
sevincinizi , hüznünüzü paylaşabiliyorsa..
işte `O Kadın` sizin şarabınızdır.

Nazim Hikmet Ran.





fısıltı, DarkSoul ve Gökyüzü bunu beğendiler.


Gözlerine başka kadının gülüşü bulaşmıştı.
Bi daha dokunmadım ..
 
Alıntı ile Cevapla
Eski 09 Mayıs 2014, 08:06   #8
Bağımlı Üye
Bayan
 
Giriş Tarihi:08 Nisan 2014
Şehir: Mizan
Mesajlar: 18,123
Konular: 7258
Cinsiyet:
Ruh Halim : : Arastirmaci
Aldığınız Beğeni: 7194
Beğendikleriniz: 14062
Durumu: Asrevya Şuan Çevrimdışı

Varsayılan


Gülüşün Eklenir Kimliğime

Gün biter gülüşün kalır bende
anılar gibi sürüklenir bulutlar
Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
yarım kalan bir şiir belki de

Aykırı anlamlar arayıp durma
güz bitip sular köpürür de
kapanmaz gülüşünün açtığı yara
uçurum olur zaman her gece

Her gece yeni bir savaş baslar
acı ses olur, ses deli yağmur

Sığındığım her yer adınla anılır
ben girerim sokağı devriyeler basar
Bir de gülüşün eklenir kimliğime.


Ahmet Telli


 
Alıntı ile Cevapla
Eski 14 Ocak 2015, 23:53   #9
 
Lethia Kullanıcısının Avatarı

 
Giriş Tarihi:04 Kasım 2014
Şehir: İstanbul
Mesajlar: 16,125
Konular: 10184
Cinsiyet:
Ruh Halim : : Arastirmaci
Aldığınız Beğeni: 3701
Beğendikleriniz: 2104
Durumu: Lethia Şuan Çevrimdışı

Varsayılan

Merhaba İstanbul


Bu benim dünyaya ilk gelişim,
Yıkarak saltanatını koca Fatih’in.
Kundakla kefen arasında bir gün,
İstanbul, İstanbul deyişim.

Merhaba Kızkulesi, merhaba Eyüp Sultan, Kanlıca, Şehremini merhaba...

Bir İstanbul esiyor çocukluğumdan,
Ekşi bozalı, Arnavut kaldırımları lâpâ lâpâ.
Yuşâ’dan mı okunur o ezanlar, Hırka-i Şerif’ten mi?
Komşularımız kaptanlar, malta taşlı ikindilerden kalan.

Hâlâ o beyaz gergeflerde mi?
Bir tarihi gömmüşler Karacaahmet’inde Üsküdar’ın,
Sanki çarşaflı kadınlar mercan terliklerinde unutulan.
Duyûn-u Umumiye emeklisi faytonlar,
Hâlâ bir sonbahar Acıbadem’de,
Cuma selamlıklarından beri saraylılar.

Merhaba Beylerbeyi, merhaba Sultan Selim, Merhaba iki gözüm İstanbul’um, merhaba...

Aşı boyası sokaklarında ne mevsimler eskimiş,
Sakalsız saçlar kestirdiğim ince boncuklu berber dükkanları.
Kapalıçarşı Bakırcılar, lâcivert mayıslarda köprü altları,
Ve Boğaziçi’nde Şirket-i Hayriye duman duman..
Nerdesin o İstanbul, nerdesin...

Hani çıkrık seslerinde mehtapları dinlediğim,
Mediha teyzelerin leylâk bahçeleri,
Büyükbabamın Kuvay-ı Milliye hikâyeleri.
Hani tahta tekerlekli arabalarım.
Hani bayram yerlerinde unutulan asude çocukluğum.

Gene bir başka İstanbul’du bir zamanlar kafesli ıtırlarıyla,
Beyaz başörtülerin lâvanta çiçekli öğleden sonralarında ıslanan.
Açılır kapanır iskemlelerinde uzun çarşının,
İstanbul’u taşırdı bakır siniler.
Sultaniyegâhtan bir hıdrellez mesiresi,
Sessiz sadâkat şarkıları söylerdi.
Haliç vapurlarında söz kesilmiş tazeler.

Hey yavrum hey...
Burunbahçe dalyanında İstanbul’u çekerlerdi denizden, Islatmadan...
Kaç bayram mendili geçmişti elimden çeyiz sandıklarının.
Bütün uykularını koynuma alıp uyurdum İstanbul’un.
Rüyalarımda hâlâ o günahlar uyanır,
Hiç geçemediğim sokaklarında işlenen.

Merhaba Sultanahmet, Yerebatan merhaba... Merhaba iki gözüm İstanbul’um merhaba, Merhaba efendim, merhaba...

DarkSoul bunu beğendi.


To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 signatures.









To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 signatures.




To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 signatures.



To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 signatures.

Son düzenleyen Lethia; 14 Ocak 2015 23:56.
 
Alıntı ile Cevapla
Eski 15 Ocak 2015, 00:35   #10
ile
Www.ForumTutkusu.Com
 
ile Kullanıcısının Avatarı

 
Giriş Tarihi:11 Ocak 2015
Şehir: Honolulu
Mesajlar: 97
Konular: 3
Cinsiyet:
Ruh Halim : : none
Aldığınız Beğeni: 38
Beğendikleriniz: 11
Durumu: ile Şuan Çevrimdışı

Varsayılan

Ben
utangaç bir kalbi
taşırım geceden.
Ben sana
âşık olduğumu,
Ölsem söyleyemem…


Özdemir Asaf

DarkSoul bunu beğendi.

I am nothing but literature, and can and want to be nothing else
.
 
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu Oluştur  Cevapla

Yer İmleri

Etiketler
günün, Şiiri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Mesaj Yazma Kuralları
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

İfadeler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm zamanlar GMT +3 olarak düzenlenmiştir. Şuan Saat: 14:14.

Forum Yasal Uyarı
vBulletin® ile tasarlanmıştır.
Telif hakkı ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd. Aittir
Kuruluş : Forumtutkusu.Com © 2014 - günümüz
Kurucular : Painfully & Surly
Tema Tasarımı ve Düzenlemesi: Painfully & Surly
Teknik Destek: atmaca & Technical
ForumTutkusu.com Her Hakkı Saklıdır
Forumumuzda Türkiye Cumhuriyeti yasalarına ve genel ahlâk kurallarına aykırı yazılar yazmak kesinlikle yasaktır. Telif hakkı içeren mesajların yazılmamasına özellikle dikkat edilmelidir. 5651 Sayılı Yasa gereği forumumuzda yazılan mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazıları yazan üyelere aittir. Şikâyetleriniz ve diğer konular için bizimle iletişime geçebilirsiniz. İletişim : [email protected] Şikayetleriniz için en geç 1(bir) hafta içersinde size geri dönüş sağlanacaktır.

Forumtutkunlarının Tek Adresi: ForumTutkusu.Com - Ask Forumu, Tutkulu Forum, Eğlence Forumları, Sohbet, chat, sohbet, mobil sohbet


forum

güncel forum

genel forum

forum tutkusu